- Hadi aşk şiiri yazalım.
- Herkes yazıyor onu…
- Herkesten farklı yazalım o zaman…
- Farklı yazarsak güzel olmaz ama…
- Nedenmiş o?
- Artık kimse yazarak ya da söylenilerek gösterilen farklılıklara tamah etmiyor.
- Aşk şiiri yazmayalım o zaman..
- Yaşayalım.
- Ney?
- Yok bir şey. Devam et lütfen.
- Ne yazalım peki
- Hayata ve yaşama dair bir şeyler…
- Yok, bence ukalaca oluyor o yazılar.. ben hayatı çözdüm olayları baydı artık.
- Üslup ayarı ile halledile bilir bir sorun bu… abi gibi değilde… arkadaş gibi bir üslup takınırız. Hem fena mı olur belki birinin algılarının açık olduğu bir ana denk gelir okuması…
- Bi ihtimal ama…
- Ne yazacağız peki… amacımız ne? Okunsun diye mi yazalım… yazdık diye mi?
- Neden seçenekler sunup seçmek zorundaymışım gibi düşündürüyorsun. Ben ikisinden de olsun istiyorum belki…
- Anladım yazmak için yazıp, okunması için süsleyeceksin… yine!
- Yine çok ağır oldu ama kaç kere dedim sana hiç öyle süs falan yok sadece içimden gelenler.
- Peki peki.
- Şöyle yapalım o zaman
- Nasıl?
- Sen hayat ve yaşam üzerine bir paragraf yaz sonra ben senin yazdığınla ilişik aşk üzerine bir paragraf yazayım.
- Düet mi yapacağız.
- Komik duruyor tamam ama deneyelim işte.
- Peki.
- Kim başlıyor…
- Tabi ki sen
Ne kadar az düşünüyor…
O az düşünce içinde…
Ne kadar çok yanlış sonuçlar çıkarıyorsun
- Bu bana mı?
- Hayır, devam eder misin lütfen.
Ne söylersen söyle.
Geri gelmeyecek hiç bir şey
Nasıl söylersen söyle.
Tersine dönmeyecek hiçbir gidişat.
Anlama vaktindesin.
ANLA!
Vakit değil söz söyleme vakti.
Ne kadar kaçarsan kaç
Hep o bilindik sahnedesin…
Perişan olmuş…
Ellerin başının arasında
Beton bir zemin üzerinde…
Hatırlasana o anı ne düşünüyorsun?
Kaybettiklerine üzülüyor.
İsyan edip…
Lanetler mi okuyorsun!
Peki ya ölmek…
Yaşamamak yahu!
En rahatlatıcı seçenek…
Hatta tek seçenek mi olu veriyor?
Peki, neden buradasın hala!
Hiçbir şey değişmedi, hiç biri olmadı ama.
Ölmek bir yana, hiç bu kadar diri olmamıştın.
Adı geçmese şükretmiyorsun hala ama
İsyanın adı bile yok artık…
İleri gidemedim, geriye zaten dönemezsin.
Ama yerinde sayanları affetmiyorlar bak.
Avlıyorlar, kandırıp insanlaştırıyorlar.
Onlar işte?
Ağlamak yakışmaz diyenler.
Keşke demek kötü diyorlar bak şimdi…
Ağlatmadıkları gibi…
Keşke de dedirtmiyorlar…
- Oldu mu şimdi bu…
- Tepside farklı bir tat gibi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder