30 Ağustos 2012 Perşembe

Ücretsiz Saçmalama Seansları

Erkek olmak bi' tabi mastürbasyonun ta kendisidir. Rasyonel falandır işte. Anlata-biliyor-muyum? Hı hı bir kaç evet, bir kaç hayır... Sahipmiş gibi yapma duygusu daha mı kibar olurdu diyorsunuz? Evet, şu an bunu ben diyorum ama sizde onaylıyor musunuz? Hı hı bir kaç evet, bir kaç hayır... Dahiyane fikirlerin babası olmakla ünlü değilim biliyorum. Tamam aslında ben ünlü biride değilim. Ama geçmişim çok iyi üvey babalık yaptığım fikirlerle dolu. Emin olabilirsiniz. Hatta sora bilirsiniz. Bir telefonun çok çalması ile hiç çalmaması arasındaki periyodik ilişkiyi, telefonu hiç çalmayan birinin gözünden anlata bilirim. Bunu ister misin.? Bi' dakika diğerleri nereye gitti? Hayır, asıl sorum şu; Sen niye gitmedin? Neyse bak, 2 yıl anlama garantisi veriyorum. yıldan sonra bitişik bir "da" var. Bak yalan söylemiyorum. de,da'ları ayrı yazamıyorum diye mi? terk ediliyorum diye düşünüyor olmam seni korkutmasın. Sürekli bu kadar manik-depresif değilimdir. Çok düşünüyorum evet haklısın. Çok konuştuğumda doğru ama düşündüklerimin 4/1'ini söylemeyi öğrenmiş halim bu! Bir bu kadar yıl sonra hiç konuşmamayı da becere bileceğimi umuyorum.

İnkar edilebilir bütün sistemlerin mucidi insandır. Tanrının sistemlerini sadece keşfede biliyoruz. Trajı-komik nedir? Haritada bir karış mesafede olan birinin aslında gerçekte kilometrelerce ötede olması mı? Yo hayır bu olmadığına eminim. Peki ya o'nu özlemek. "Sevgilim bana sürekli seni seviyorum diyeceğine. Sürekli seni özledim desin" diyen andaval ben değilim ama. Özlemiş birinin altına sahne, önüne seyirci koysak ne olur? Kapalı gişe oynar mı? Biletlerini geri vermek isteyenler yüzünden, görevlinin kaçmış olması sebebi ile kapalı olan bir gişeden bahsediyoruz evet. Çok zekisiniz.

Çok duygusal bir erkek olduğumu düşünüyorsanız. Bu henüz sizinle bir ilişkimiz olmadığından sebeptir. Çünkü kaç kişinin "öküz" olduğumu düşündüğünü gayet iyi biliyorum. Hem duysal hemde öküz olmayı aynı bedende, söz konusu farklı kişiler olduğunda becere bildiğine inandırılmak. İnsanı kişilik bölünmesine götüren bir durum değil mi? Ama zaten bir insan herkese aynı davranamaz öyle değil mi? Yani düşünsenize sevgilinize davrandığınız gibi bir arkadaşınıza davrana bilir misiniz? Ya da iş arkadaşınıza? Cevapların "Tabi ki de davranamazsın" olduğunu duyar gibiyim. Ama size davranmalısınız desem. Yani herkese canım deseniz de sadece sevgilinizle yatsanız olmaz mı? "Genele yayılmış her gariplik doğal kabul edilir." Yani herkes tek gözlü olsa, tek gözü olan birine garip diye bilir miyiz? Eşcinsellik neden artık doğal kabul ediliyor sanıyorsunuz?

Yapacak bir şey yok: Gençtik, ekmek arası seviyorduk, garson "burada mı paket mi?" diye sorduğunda heyecan yaptık. Ama hakkını verelim güzel paketlediler. Hala açamıyoruz. Acımız büyük ikametgahı fildişi sahillerine alıyoruz. Kütük-lüğümüz vatan topraklarında kalıyor. Hayde bre biz boşuna mı saçmalıyoruz. Doğmamış olduğum için kaçırdığım kurtuluş savaşını banttan oynatıyoruz. Anlamamışsın "Seni çıplak gördüm" deyip herkesten farklı olduğunu iddia etmen. Taksim meydanında soyunduğum için bir gece nezarette kalmama neden olur sadece. Ben genelde ölümsüzüm. Ama yinede şakalarını bıçaksız yapmalısın.

Kartviziti olanlar kartvizitsizleri eziyor: Ülkenin kısa özeti. Bir bardak su mutludur. Bunu hiç düşünmüyoruz. Gülmece dergileri çıkarıyorlar. Ağlamaca dergisi isteyen okuru görmezden geliyorlar. Birileri ağlamak istiyor. İnanamıyoruz. Karşımızdaki insanın bizi anlamamasından değil. Yanlış anlamasından korkuyoruz. Stephen King tarafından mı yazıldık? Dario Argento mu yönettti gecelerimizi! "Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla" diyenler kasapta mı satılıyor?

İmam "merhumu nasıl bilirdiniz" diye soruyor. Bir kaç eş dost cemaat "iyi bilirdik" diyorlar hep bir ağızdan, bağırıyorlar mı inliyorlar mı? Tabuttan net duyulmuyor. İmam da inanmıyor benim gibi herhalde. Doğruyu söylemeleri için iki şans daha veriyor. İmam pes ediyor. Ben bağırıyorum "Yalan söylüyorsunuz". Çok kızıyorlar sen kime yalancı diyorsun deyip. Toprağa gömüyorlar.

Sonra uyanıyor muyum ne?

26 Ağustos 2012 Pazar

Harp

Birazda "bile bile lades!" bu harp.
Göz çukurunda sipere yat.
Fiili taaruz emri verilene dek.
İşaret "en büyük yalandır."
Parola "aşk!"

7 Ağustos 2012 Salı

Eskici

Mantık eleğinden olunca süzgecim.
Hilafsız biliyorum, bak ne dileyeceğim.
"İlk olmayı beceremeyenlere,
Son olmayı nasip etsin Rabbim"
"Ukala" diyenlere, odur ki diyeceğim.
Hırka giymek değil benim derdim.
Bulduğumu-bulunduğumu anlamak tek niyetim.
Evet, o çıkmaz sokaktaki "eskici" benim.
İkinci şansları hep suistimal edeceğim.
Belamı dileyenlere bile amin diyeceğim.
Çünkü; (Amcası-Teyzesi)
Çok terbiyesiz bir çocuktur benim nefsim.
Sebepsiz değil, sadece sebep değilim.
İsteyene cennet benim.
İstemeyene, cehennemin dibindeyim.


3 Ağustos 2012 Cuma

Yalnızlık

İronik harplere, maiotik siperler kazılıyor görüyorum.
Adıma kartvizit yetiştiriliyor Çengelköy'de,
"Tasdik ettiklerimi ikrar etmiyor" diye.
Kemiksiz dilime kızmış, çalışmıyor kalbim.
Soruyorum...
Ben niye "Starting box"daki yerimi bir türlü alamıyorum?.
D'ötü kalmış "Gong" sesini duymuyor, yarışmacı yanım.
Soruyorum...
Lan! Ben şimdi Fildişi sahillerinde niye zifte basıyorum?
Annem neden iftara hep "zeytinyağlı demagoji" yapıyor?
Yanlış anlama, ben adisyona ne yedik içtik diye bakmıyorum.
Sadece bu yüzyıla yakışsın diye, totale hep "yalnızlık" yazıyorum.

Huzursuz bir uykudan uyanınca; ya etrafınızdaki karanlığa yenilip, gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız. ya da sadece gözlerinizi açıp, karanlığa alışmasını beklersiniz. Zifir-i Karanlıktaysanız tercihinizi yapmışsınızdır.