Bana zor geliyor
Senin bu yalan mutlulukların.
Mutluluk sanatının
Siyah kuşağını
Gözlerime bağlamışım sanırım.
Belki bilerek!
Belki yanlışlıkla!
Ama
Korkulacak bir şey yok…
Zararım sadece kendime
Lanet içimde ve dışımda, herhangi bir yerde
Biliyorum hatta eminim.
Bu mutsuzluk taşsa bir gün…
Tüm insanlığı kara kutuda en fazla
İki dakika mutsuz edebilirim.
Sonra bir parmağın bir tuş üzerinde
Bir saniyelik refleksi işte…
Geçer giderim bende mutsuzluğumla
Birçoğunun geçip gittiği yere
Gözlerinizin önünden.
Yalan mı söylüyorum yani?
Ben gördüğüm gerçekleri söylüyorum!
Yahu bırak artık şu “amma karamsarsın” lafını.
Boş ver diğerlerinin gözündeki değerini
Hadi ama dürüst ol. Bana değil, kendine.
Ya yalancısın de! Çek git, gidebiliyorsan
Ya da değiştir gerçeği! Değiştire biliyorsan.
Ben de inanayım senin inandığına.
Hem de senin inandığından daha fazla.
Hem mızıkçılıkta yapmıyorum bak
Ne, nasıl olmalı diyorsan.
Hangi kalıba “bu seninki” diyorsan giriyorum.
İtiraz etmiyorum yaşıyorum işte seninle.
Anlaştığımız gibi.
Oyunbozanlığım haftada bir gün bir gece
Kalıbımdan dökülüyorum beyaz sayfalara
Hadi vereyim repliğini söyle!
“Ama bu meret hayatta durduğu gibi durmuyor
Beyaz sayfalarda.”
Aynen öyle canım.
Haftada bir gün bir gece!
Ben ne dersem o.
En ayık kafayla.
En sarhoş sayfalarda
Bu meret ruh
Nefsin ve egonla, aciz bedenim seni
Anlatacak insanlara.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder