20 Şubat 2010 Cumartesi

Atlas

Fon müziğinde hep bir fısıltı var bu hayatın
Haykırışımızla detone ettiğimiz,
Ve cezası…
Bazen dünyayı omuzlarımızda taşıyan bir atlas,
Ya da atlasın omuzlarında bir dünya olmak.
Bu ikilemin gel gitlerin de yıkılan kalıplar, yalanlar, algoritmalar.
Bu gerçek mutsuzlukta, yalan mutluluklardan kaçmaya
Karşılıksız sevebildiğimiz için, devam ediyoruz.
Biz dengesizliklerimizle dengeliyoruz hayatı.

Bazen seçmek, bazen seçilmekse hayat tombala tadında,
Ortada bir kese var demek.
Defalarca ve defalarca kez,
Mutluluk çekme umudu ile mutsuzluk çekiyor olmak farklılaştırdı bizi.
Kötü de olsa ben seçtim küstahlığından sıyrıldık önce.
Öğrenilmiş hayaller, başkalarının tecrübe ettiği umutlar.
Biz boşalttık keselerimizi, kimilerimiz gerçeklerini koydu
Kimilerimiz de kendileri girdiler keselerine.
Ve seçtiklerinde bulamadıkları mutluluğu,
Seçilmişliklerin de buldular.

Kimseden tavsiye almadı ve kimseye tavsiye vermedik
Ortada kurulu bir tezgâhımız zaten yoktu.
Yaşamlarımızın seyyar satıcılarıydık biz.
Ellerinde her şeyiyle göreceli bu hayatın yaşanmışlıkları,
Sadece hayatın fon müziğinde ki o sesi detone ettik.
Şu bir gerçek dünya bizim cennetimiz değil, bir gün mutlak öleceğiz.
Ama kendi cennetimizde sonsuz gerçek mutluluğa uyanmak için.

Huzursuz bir uykudan uyanınca; ya etrafınızdaki karanlığa yenilip, gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız. ya da sadece gözlerinizi açıp, karanlığa alışmasını beklersiniz. Zifir-i Karanlıktaysanız tercihinizi yapmışsınızdır.