17 Eylül 2010 Cuma

Bar Cahilin Devrik Cümleleri

Bende…
Akla düşen hiçbir düşüncenin “son”unu getirememe zorluğu
Sende…
Son sözü olmayanlardan gitmenin kolaylığı…

Başın da “Son” var ise, devamı mutlaka “nefes” olmalıymış gibi.

Senin gözlerin dolduğunda, görüşün bulanıklaşıyorken
Ben neden sadece gözlerim dolduğunda net göre biliyorum!
Görmek istediklerimiz mi farklı yoksa?

Dudaklarımın arasında sigaram…
Boş kâğıt üzerinde titreyen ellerim…
On binlerce düşünce içinde!
Eleği seçmekte tüm mesele…
Mantık eleği?
Gönül eleği?

Ne fark eder?
Hangisini seçersem seçeyim…
Değişmeyecek hiç bir şey
Sonunu getiremeyen yine ben olmayacak mıyım?
İlahi bir adalet…
Kaybeden olmayı umursamamanın cezası!
Hiçbir zaman kazanan da olamamak…

Lanet olsun…
Kim sıkıştırdı seni kulağıma çalınan bu şarkının içine?

6 Eylül 2010 Pazartesi

Dilemma

Düşünmek bir hediye mi?
Kim bilir, ben verilmiş cevaplardan emin olamıyorsam tek sebebi, mutluluğun düşünmeyen aptalların eteğinde dolaşıyor olduğunu görmemdir.

Bilgi beyne düştüğünde, kucağınıza bir fikir almak için 9 ay beklemezsiniz. Eskiden bu konuda bir sorun yoktu, bilgi değerliydi ve nadir bulunurdu. Şimdi öyle değil, reklam panolarında bile beynimizle ilişkiye girmek isteyen bilgi azmanları var, bilgi artık bilgi olup olmadığını anlayamayacağımız kadar çok ve aynı oranda değersiz, maalesef birçok beyinle ilişkisi ‘’korunmasız’’ olarak gerçekleşiyor.
Doğal süreçte doğru bilgi yanlış bilgi ayrımına gerek kalmadan yanlış beyinde korunmasız ilişki kötü fikirlere gebe kalıyor. Doğan fikrin kötülüğü yanlışlığı sahibi tarafından kabul edilmiyor ve ortaya

‘’Her fikir, iyi bir mantıkla sterilize edilebilir’’ gibi asıl kötü fikirden daha kötü bir fikri ortaya çıkarıyor.
İşte diktatör bu fikirle olunur. İnsanları sabun yapmak gibi saçma bir fikri mantıklı hale getire biliyorsan… sokağa tükürmeyi, zavallı bir kediye köpeğe eziyet etmeyi fazlasıyla mantıklı göre bilirsin.


Diyorum ya bazen bilmemek daha iyidir, hadi biliyorsun bari düşünme ama ne mümkün.
O zamanda işte uzun zaman önce söylenen ve doğru olduğuna inandığımız ‘’düşünüyorum öyleyse varım’’ sözünün söylendiği zamandan bu zamana bir evrim geçirdiği düşüncesi hasıl oluyor. Aslı nasıldı derseniz bence ‘’düşünüyorum öyleyse mutsuzum’’

Bilmenin ve düşünmenin zararlı olduğunu usturupsuz bir örnekle açıklayacağım, usturupsuz olmak benim için dert değilde sizin için belki sorun olabilir.

Labirentteki fare deneyini bilirsiniz, bu zamana kadar o labirentlere konulan fareler hep iki çeşitti.
Birinci fare labirente koyulduğu anda kokusunu bildiği peyniri aramaya koyulan…
İkincisi peynir nedir bilmediği için salak sulak davranışlarla etrafında dönüp duran fare.

İşte aşk bilgisi beynine düşümüş insanla onu bilmeyen insan arasındaki fark için mükemmel bir örnek.

Örnek iyi bir bilgiydi ama yanlış beyinlerde ‘’ama fare eninde sonunda peyniri bulur ve yer’’ fikrine gebe kalmasın diye söylüyorum.

Örnekte labirent’e denk düşen hayat laboratuarlardaki kadar basit değil. Dönülmesi gereken köşe sayısı biraz daha fazla ve Eninde sonunda bulduğunuzda artık işin işten geçmiş olması ihtimali çok yüksek.

Olumsuz çıkışı olmayan örnekler ve düşünceler bunlar bize bir faydası yok. Ne yapalım yani iki seçenekte bir birinden kötü diye hayatımıza son mu verelim. Değil tabiî ki her zaman başka bir seçenek vardır.

Lağımda özgürce dolaşan fare olabilirsin, tabi içinde lağım geçiyor diye bu bilgiyi de yanlış fikre gebe bırakma riskinizi öngörüyor ve… ‘’lağım farenin cennetidir’’ hatırlatmasını yapıyorum.

Her konu bir ikilem olarak ele alınmalıdır.
Bu konunun ikilemi de, bazen iyi fikirlerin mantıkla kötü fikre dönüştürülmesidir.

Kötü fikri iyi fikir olarak göstermekten daha kolay olduğu için tercih edilirliği daha yüksektir, genellikle fikri kabul etmemek ve benimsememek ile rahatlıkla gerçekleştirilir.

İkilemin bu kısmına üslup açısından iyi içerik açısından ilk örnekten daha usturupsuz örnek sanırım darvin’in ta kendisi olur, bir yaratıcının olduğu gibi iyi bir fikri alıp biz maymundan geldik gibi kötü bir fikre dönüştürmek… nereden baksan enteresan bir bilgi beyin çifleşmesi sonucudur.

Sonuç olarak demek istediğim şu;
Benim verdiğim bilgilerde dahil olmak üzere hiçbir bilgi sahibinin sizi bir labirente kapatmasına izin vermemek en doğru seçenek olarak hizmetinize sunuluyor.
Tabi ki arz var ısrar yok.

Huzursuz bir uykudan uyanınca; ya etrafınızdaki karanlığa yenilip, gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız. ya da sadece gözlerinizi açıp, karanlığa alışmasını beklersiniz. Zifir-i Karanlıktaysanız tercihinizi yapmışsınızdır.