21 Nisan 2008 Pazartesi

Yüz Gram


Mundarımsın değeri yüz gramlık aşkların gölgesinde… Bedelisin mangal gibi yürüklerde dost satmanın. Yüz gramsın işte elde diş kavuğu doldurmayan bende mideye oturan…

15 Mart 2008 Cumartesi

9 Mart 2008 Pazar

Eğlence sektörü (Radikal Genç)

         Türkiye de ki eğlence sektörüne genç bakış…

         Türkiye de eğlence sektörü kimlere hizmet verdiğini iddia ediyor kimlere hizmet ediyor… Hemen söyleyeyim söz de hedef kitle gençlik. Bu ülkede eğlenmek neden bu kadar karmaşık ve zor bir halde özellikle asıl hedef kitle olduğu iddia edilen gençlik için.

          Gençlik için eğlenmek kurtlarını dökmek pozitif enerjiyle dolmak anlamına gelmesi gerekirken eğlence sektöründeki çarpıklıklar yüzünden biz gençlerin beyin cimlastiği yapmak zorunda bırakılıp, bırakın pozitif enerjiyi ola bildiğince negatif enerjiyle dolmalarına neden oluyor. Nasıl mı? Beyin cim lastiği dedim. Çünkü bar kapılarında badigartları aşıp içeri gire bilmek için değimlidir ki biz gençler "abi valla birine bakıp çıkacağım’" lafını bulmak zorunda bırakıldık. Bu en basiti ve en bilineni daha yüzlerce badigart aşma yolları var. Peki neden mi pozitif değil de negatif enerji?

        Cumartesi günü akşam arkadaşlarınızla çıktınız bir bara gittiniz, eğlenmeye arabayla gittiyseniz yandınız. Park edecek yer bulamazsınız. Diyelim ki gittiğiniz barın otopark’ı var. Gene sorun tam olarak çözülmüş değil. Devam edelim geldiniz kapıya kapıda sanki her geleni dövmeye hazır gibi duran bir badigart siz müşterisiniz içiniz rahat, yanaşıyorsunuz. Badigart "kimlik" diyor. Sakal traşı olmuştunuz evet, ama yinede18 yaşından küçük göstermenize imkân yok, yok ama yinede kimlik sorulur. "Olur o kadar" deyip kimliği gösteriyorsunuz. Barın damlı damsız prosedürü varsa ve siz erkek erkeğe geldiyseniz. Bu size ikinci şok, "yok artık parasıyla değil mi?" de diyemezsiniz. Kurallar kesin ve katidir. Geri dönmek en akıllıca olanı olsa da, barın kapısında bekleyip yalnız gelen bayanlara içeri birlikte girmeyi teklif etmekte bir alternatif olup çıkmıştır. Engelleri aşacağız bu gece eğleneceğiz dediniz ve bu alternatifi değerlendirip beklediniz. Yalnız gelen birkaç bayana yüzünüzü kızartıp teklifinizi yaptınız. Kabul de edildi, içeri girdiniz. O saatten sonra erkek erkeğe eğlenmeyi unutun içerde her telden çalıp hoşunuza giden bir bayanla kesişmeyi de çünkü içeri beraber girdiğiz bayanlarla onlar istemiyorsa başka eğlenmeye mecbursunuz. "Bu o kadar da kötü bir şey değil" diyenler olabilir hadi devam edelim. Sizin hangi tarz müzik ten hoşlandığınız önemli değil. Dj ne çalıyorsa onu dinleyip, onunla dans edip, onun la kurtlarınızı dökmek zorundasınız. Dj'in insafiyetine kalmış durumdasınız. Çünkü istek de yapamazsınız. Eğlence uzadı dans da ediyorsunuz, azınız kurudu bir şeyler içeceksiniz. Bar da bira içilir dediniz bir bira istediniz. Bira önünüze geldi fiyatını sordunuz fiyat biranın dışarıda ki satış fiyatının iki yerine göre üç katı birayı söylediniz önünüze geldi yanınızda bayanlarda var ben almıyorum diyemezsiniz. Parasını verip birayı alacaksınız. Artık o kadar para verip de ağız tadıyla o birayı içebilir misiniz bilemiyorum. Artık bu kadar yeter, azınız tekrar kurumaya başladı ikinci bir bira faciası yaşamamak için geceyi bitirmeye karar verdiniz ve otoparka arabanızın yanına doğru yola koyuldunuz. Tam yolda arkadaşlarınızla "her şeye rağmen iyi eğlendik" diyordunuz ki. Otopark görevlisi size otopark fişini uzatıyor, fişe bakıyorsunuz. Fişte yazan fiyat gecenin finali oluyor.

        Hemen hedef kitle olayına geri dönelim; eğlence sektörünün kurallarına göre eğlenebilme imkanına sahip kişiler, bol parası ve yanında bayan arkadaşı olanlar yada ensesi kalın dayısı olanlar. Peki bunun dışında kalanlar; paramız var ama çok değil. Kız arkadaşımız yok! hoşlanabileceğimiz birine rastlarız umuduyla eğlenmeye gelenler. Peki onlara ne olacak? Kurallar bu kadar katı ve sert olduğu sürece onlar evde "kurtlar vadisi, beyaz gelincik" izleyip yalnız kalmaya mahkûm kalacaklar.

      Umarım magazin programlarında Türkiye’nin en iyi, en başarılı gece kulübü işletmecileri diye itham edilen kişiler bu işe de bir çare bulurlarda artık her şey olması gerektiği gibi olur çünkü biz artık eğlenemediği için "kurtlar vadisi" izlemek zorunda kalıpta sokaklarda Polat ve Memati gibi dolaşan gençler görmek istemiyoruz.

Alternatif sporlar (Radikal Genç)




Dünyadaki tek spor dalı futbol değil…


       Ülkemizde futbol sporunun en çok izlenen en çok takip edilen spor dalı olması dünyadaki diğer yapılması ve takip edilmesi futboldan daha zevkli bir çok spor dalını gölgede bırakmıştır.

       Ülkemizde diğer dünya Ülkerlerine oranla futbola daha fazla ilgi gösteriliyor. Tekil kişilerde bu takım tutma hevesi onun galibiyetiyle sevinme malubiyetiyle üzülme arzuları olarak değerlendirilse de asıl bağlamda özenti den başka bir şey değildir Gerek kişinin kendi özenmesi gerek özendirilmesi ile başlayan bu ilgi zamanla geri dönülmez bir körlüğe yol açmıştır. Bu körlük birçok şeyle birlikte diğer spor dallarına olan ilginin de azalmasına neden olmuştur.

      Bu yazıda artık futboldan bıkmış ben ve benim gibiler için diğer spor dallarıyla ilgili ufak tefek bilgiler vereceğim.

     Sporun kişilik yapısına uygun olarak yapılabilir sevilebilir bir olay olduğuna inanlardan olduğum için spor dallarını kişiliklerle bağdaştıracağım.

     Su altı dalma sporu. Türkiye nin 3 tarafının denizlerle çevrili olduğu düşünüldüğünde yapılabilmesi için olanakların enfazla olduğu spor dallarından biri bireysel bir spor olması rekabeti kendi içinizde yaşamanız kendi kendinizin rakibi olmanız cabası. Bu spor hangi takımlısın o takım şöyle bu takım böyle muhabbetlerinden sıkılanlar için.

      İnsanoğlu ilk çağlardan itibaren suyun altındaki zenginliklerden yararlanabilmek amacıyla sürekli olarak dalışlar yaptı. 1500-1700 yılları arasında ise dalgıçların sualtında kalma sürelerini uzatabilmek amacıyla, içlerinde hava hapseden dalış çantaları geliştirildi. 1715 yılında John Lethb Ridge adlı ingiliz araştırmacı her tarafı kapalı, deriden bir dalgıç elbisesi yaptı. 1808'de Friedrich von Drieberg, dalgıcın sırtında duran ve su üstünden basınçlı hava veren bir-kutuda-bir-ses cihazını icat etti. Triton denen bu cihaz, aslında hiç çalışmadı ama dalmada basınçlı havanın kullanılabileceği fikrinin doğmasına yaradı. 1825 yılında W.H. James adlı bir diğer İngiliz mucit, üzerinde sıkıştırılmış hava taşıyan elbiseyi buldu.
1930’lu yıllarda palet, yüz maskesi ve şnorkel gibi dalış araçlarının geliştirilmesi ile birlikte, serbest dalışlarda büyük artışlar oldu. Fransız denizci Jacpues Yves Cousteau ve Emile Gagnan’ın geliştirmiş oldukları dalış regülatörleri sayesinde, 1943’de dalıcılık tarihinde bir devrim niteliğinde olan tüplü dalışlar başladı.
Dalışlar, zaman içinde ihtiyaçları gidermek için yapılan faaliyetler olmaktan çıkarak, sportif bir hobi kimliğine büründü. 1959’a kadar sadece ilgili kişiler tarafından sistematik olarak sürdürülen dalışlar, bu tarihten sonra uluslararası dalma sporu derneklerinin kurulması ile birlikte sportif amaçlarla düzenlenmeye başladı. 1958 yılında kurulan Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonu (CMAS), sualtı sporlarının dünya çapında otorite kuruluşudur. Ülkemizde sualtı sporları geniş anlamda 1950’den sonra başladı. Türkiye’de sualtında öncülük eden ve dünyada da ilkler arasında yer alan Caddebostan Balıkadamlar Spor Klübü, 8 Mayıs 1954 tarihinde İdris Başaraner ve Yusuf Ziya İnan’ın girişimleriyle Balıkadamlar Spor Kulübü adıyla kuruldu. Bu kulüpte her yıl açılan balıkadam yetiştirme kursları ile yılda 200’e yakın kişi balıkadam olmakta ve aldıkları ilk ulusal bröve olan BSK brövesi ile dünyanın her yerinde rahatlıkla dalabilmektedirler.

"Balık adamlara ulaşıp balık adam olmak isteyenler http://www.bsk.org.tr/ adresinden bağlantı kurabilirler. Ayrıca bodrum da ilmer dalış klubü Yunus Pense (0252 316 58 90) ve İstanbul üniv. Teknik bilimler meslek yüksek okulu sualtı bölümü.. diğer başvura bileceğiniz kaynaklar"

       Yamaç paraşütü. 1980 yılların başlarında birkaç yenilikçi havacının serbest paraşütler ile yamaçlardan koşarak atlamasıyla başlamıştır. Günümüzde pilotlarında tecrübelerinden de faydalın alarak paraşütlerle yüksek tepelerden atlayarak kilometrelerce yükseğe çıkıp saatlerce havada kalına biliyor. Ülkemizde yamaç paraşütçülüğü hızla gelişmektedir.

       Ülkemiz uçuşa çok elverişli noktalara sahiptir. Hemen her şehrimiz civarında uçuşa uygun bölgeler bulunabilir. Burada özellikle, Türkiye’nin ve dünyanın en iyi uçuş noktası sayılabilecek Ölüdeniz e sahip olduğumuzu belirtmek lazım. Ayrıca Antalya-Kaş, Denizli, Isparta, Erzincan, Eskişehir, Erzurum, İzmir, Bolu, Akşehir uçuşa elverişli diğer şehirlerimizden bazılarıdır. Yamaç paraşütünü diğer hava araçlarıyla kıyaslarsak öğrenmesi en kolay olanıdır. Belli sağlık koşulları içerisinde hemen herkes yapabilir. Bunun için ülkemizde başvurabileceğiniz birçok kulüp, dernek, kurs, şahıs, şirket, vs. vardır. Bu sporu yaparken kullanacağımız alete yamaç paraşütü, parapente(Fransızca),paraglider(İngilizce) gibi isimler verilir. Yamaç paraşütünün bez kısmına kano pi, kanat veya kubbe adı verilir. Yamaç paraşütünde kullanılan malzemeler teknolojinin gelişmesiyle artık yüksek kaliteli ve güvenilir malzemeler haline gelmiştir. Yeni kanopiler dacron polyesterden dikilirler ve yırtılması çok zordur. Yırtılsa bile özel dikişi ile yırtığın büyümesi engellenmektedir. Oturulan kısmına ise harness denir ve uzun uçuşlarda kullanılan harnesslerde birde yedek paraşüt mevcuttur. Bahsettiğimiz pilot harnesslerde sırt ve yan korumalar bulunmaktadır.Eğitimlerde ise basic harness denilen harnessler tercih edilmektedir.Yüksek irtifa uçuşları mutlaka pilot harnessler ile yaptırılır.Yamaç paraşütünde kullanılan iplerin bir tanesi 130 kg çekere sahip iplerdir ve yamaç paraşütünde onlarca ip vardır.Su geçirmez ve çok hafiftirler.İplerin bağlı olduğu vidaların çekeri ise 410 kg dır. Kolonların bağlandığı kolonların çekeri ise çok daha fazladır. Yer eğitimi ve başlangıç eğitimi genelde biraz yorucu geçer. Fakat ayağınız yerden kesildiği ilk andan itibaren her şeyi unutur gökyüzünün ve uçmanın keyfini, özgürlüğün tadını çıkarırsınız.

"Yamaç paraşütü adrenalin’i sevenler için bire bir spor dallarından biri ilgilenenler.
www.yamacparasutu.net adresinden daha fazla bilgi edinebilirler."

    Bu iki sporun da görünen yüzleri bunlar. Günlük yaşamın sitres ve baskısından kurtulmak torunlarınıza çocuklarına anlata bileceğiniz maceralar yaşamak için


Bowling ( Radikal Genç)

         Genciz güzeliz bazımız okur bazımız çalışır belki bazılarımız da hiç bir şey yapmaz ama hepimiz ucundan azcık da olsa mutlaka spor yaparız. Bazen sırf fazla kilolarımızdan kurtulmak için bazen asıl amacı olan sağlıklı yaşam için bazen de sadece eğlence için. Yapılacak bir çok spor dalı var. Hepsinin de kendine has özellikleri.

         Bunlardan biride çok eski bir geçmişe sahip bowling bundan 7000 yıl öncesi mısırına kadar dayanan bir tarihi olduğunu oynayanların bile çok azı bilir oyun bugün ki şeklini 4. yüzyılların Almanya sın da ki dinsel törenlerden almıştır. Bu törenlerde spor ve savunma amacı ile taşınan ‘kegel’ adı verilen sopalar, uzun bir yolun sonuna dikilir ve taş bir topla bu sopaları deviren kişinin günahlarından arındığına inanılırdı. Birkaç yüz yıl sonra bu spor dinsel kimliğinden sıyrılıp soyluların ve toprak sahiplerinin uğraştığı bir spor haline geldi. Ancak 15. yüzyıldan sonra Avrupa ülkelerine yayılmaya başladı. Yalnız 9 pinli bowling Avrupa ülkelerinde kumar oyunu olarak kullanılmaya başlanınca yasaklanmış. 18. yüzyılda yasaların sadece dokuz kuklalı bowlingi kapsamasından yola çıkarak 10. pin eklenerek sporun tekrar canlandırılması sağlandı. 1985’te kuralları ve malzemeleri standartlaştırmak için kurulan amerikan bowling kongresi, 1901 de sadece erkekleri kapsayan ilk ulusal şampiyonayı düzenledi. Kadınlar 1916 da kurulan uluslar arası kadınlar bowling kongresi ile turnuvalar düzenlemeye başladılar. 1952 yılında bulunan otomatik kuka yerleştiriciler sayesinde bowling köklü bir değişim geçirdi ve bowling salonlarının sayısı hızla arttı. Bu gün ise bowling sporu olimpiyat sporu olmak için emin adımlarla ilerliyor. Bowling hakkında daha fazla bilgi ve kurallar için www.bowling-tr.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

         Bowling oynarken kilolarınızı eritebilir. Günlük okul ya da çalışma stresinden kurtulabilirsiniz oyunu tam olarak kuralları ile oynamayı öğrenirken alacağınız zevk ve eğlencede cabası. bu sporu yapabilmek için hafta sonunu beklemenize gerek yok akşamları arkadaş grubunuz la evde tv başında cips yiyip kola içip maç seyretmektense. Bir bowling salonuna gidin. Parmaklarınızı topun deliklerine sokun, problem olarak nitelendirebileceğiniz canınızı sıkan on şey düşünün ve topu sallayın. Bir sonraki atış için sabırsızlanmaya başlayacağınıza eminim.


5 Mart 2008 Çarşamba

Gerçeklerden uzakta yaşanmıyor!

     Gerçeklerden uzakta yaşanmıyor.
Sen unutmuş olsan, aklına getirmiyor olsan da biri yada birileri mutlaka hatırlatıyor sana bu gerçekleri. O zaman için hatırlatan kadar rahat olamıyor. Belki çok büyük hayal kırıklığı hüzün, belki hafif bir esinti gibi gelip geçiyor. Herkes gamsız olamıyor…

     Dertlerimiz var; unutabildiklerimiz, unutamadıklarımız var… Yaptıklarımız, yapamadıklarımız var. Ne zaman durup bekliyor, ne hayat, ne de bedenimiz… Yerinde sayan bir aklımız var… Sevip de söyleyememek kadar söyleyip de yaşayamamak var… Unuttum deyip unutamamak var…
    Uzun süre bekleyip, sonunda bulduğunda afallamak var…
    Her şey birden olsun isteyip kaybetmek var mesela…
    Sevgisizlikten sebep sevgiye aşık olmak, başkasını sevememekten sebep kendini sevmeyi öğrenmek de var…

      Aslında iyi insanın değerinin bilinmesi yada bilinmemesi önemli değildir değil mi? İyi insan, iyi insandır. O zaten değeri bilin-sinlik aramaz… Çünkü insan, değeri bilsin diye iyilik yapmaz… Değer kazanmak için uğraşmanın boş olduğunu anlamak, zor da olsa imkânsız değil… Bu, anlamak istemediğimiz. Unutmak istediğimiz. Aklımıza getirmediğimiz bir gerçek… Gerçekleri görmezden gelerek yaşayıp, bir süre sonra başklarının gerçekleri ile yaşamaya başlamak, bu da bir gerçek…

     Bu hayatın büyükleri sayıp, küçükleri sevmekle geçmeyeceğini geçte olsa anlamış olmak. Büyüklerle tartışıp, küçüklere büyüklerle nasıl tartışacaklarını öğretmeyi öğrenmek… "Özgürüm" demekle özgür olunmadığı kadar. "Özgürsün" demeleriyle de özgür olunmayacağını anlamak. Özgürlüğü aramakla vakit kaybetmektense, özgürlüğün sana gelmesi için… Senden sonrakiler için. "Özgürlükler" oluşturmaya çalışmak.

Kısaca bir yolun yorgun adamı!

Kısaca bir yolun yorgun adamı… Boş düşüncelerle kirletti beyaz kâğıtları… Bolca isabetsiz atış… Bitmek bilmeyen kahrolası şarjör… Her yeni denemede uzaklaşılan aşk yazılı hedef… Yük taşımak için tercih edilmiş yanlış bir organ… Çare olmaktan vazgeçip çare aramaya başlayan bir beyin… Umut olmaktan vazgeçip umut etmeye başlayan hayaller… Veresiye verilmiş sevgi sözcükleri kuran bir dil… Kusura bakmaktan kör olmuş bir çift göz… Ağır değil yalan elleri tutmaktan nasır tutmuş eller… Hep yalnızlığa giden ayaklar… Beni ben yapan değersiz hazinelerim…

Huzursuz bir uykudan uyanınca; ya etrafınızdaki karanlığa yenilip, gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız. ya da sadece gözlerinizi açıp, karanlığa alışmasını beklersiniz. Zifir-i Karanlıktaysanız tercihinizi yapmışsınızdır.