Gerçeklerden uzakta yaşanmıyor.
Sen unutmuş olsan, aklına getirmiyor olsan da biri yada birileri mutlaka hatırlatıyor sana bu gerçekleri. O zaman için hatırlatan kadar rahat olamıyor. Belki çok büyük hayal kırıklığı hüzün, belki hafif bir esinti gibi gelip geçiyor. Herkes gamsız olamıyor…
Dertlerimiz var; unutabildiklerimiz, unutamadıklarımız var… Yaptıklarımız, yapamadıklarımız var. Ne zaman durup bekliyor, ne hayat, ne de bedenimiz… Yerinde sayan bir aklımız var… Sevip de söyleyememek kadar söyleyip de yaşayamamak var… Unuttum deyip unutamamak var…
Uzun süre bekleyip, sonunda bulduğunda afallamak var…
Her şey birden olsun isteyip kaybetmek var mesela…
Sevgisizlikten sebep sevgiye aşık olmak, başkasını sevememekten sebep kendini sevmeyi öğrenmek de var…
Aslında iyi insanın değerinin bilinmesi yada bilinmemesi önemli değildir değil mi? İyi insan, iyi insandır. O zaten değeri bilin-sinlik aramaz… Çünkü insan, değeri bilsin diye iyilik yapmaz… Değer kazanmak için uğraşmanın boş olduğunu anlamak, zor da olsa imkânsız değil… Bu, anlamak istemediğimiz. Unutmak istediğimiz. Aklımıza getirmediğimiz bir gerçek… Gerçekleri görmezden gelerek yaşayıp, bir süre sonra başklarının gerçekleri ile yaşamaya başlamak, bu da bir gerçek…
Bu hayatın büyükleri sayıp, küçükleri sevmekle geçmeyeceğini geçte olsa anlamış olmak. Büyüklerle tartışıp, küçüklere büyüklerle nasıl tartışacaklarını öğretmeyi öğrenmek… "Özgürüm" demekle özgür olunmadığı kadar. "Özgürsün" demeleriyle de özgür olunmayacağını anlamak. Özgürlüğü aramakla vakit kaybetmektense, özgürlüğün sana gelmesi için… Senden sonrakiler için. "Özgürlükler" oluşturmaya çalışmak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder