Türkiye de ki eğlence sektörüne genç bakış…
Türkiye de eğlence sektörü kimlere hizmet verdiğini iddia ediyor kimlere hizmet ediyor… Hemen söyleyeyim söz de hedef kitle gençlik. Bu ülkede eğlenmek neden bu kadar karmaşık ve zor bir halde özellikle asıl hedef kitle olduğu iddia edilen gençlik için.
Gençlik için eğlenmek kurtlarını dökmek pozitif enerjiyle dolmak anlamına gelmesi gerekirken eğlence sektöründeki çarpıklıklar yüzünden biz gençlerin beyin cimlastiği yapmak zorunda bırakılıp, bırakın pozitif enerjiyi ola bildiğince negatif enerjiyle dolmalarına neden oluyor. Nasıl mı? Beyin cim lastiği dedim. Çünkü bar kapılarında badigartları aşıp içeri gire bilmek için değimlidir ki biz gençler "abi valla birine bakıp çıkacağım’" lafını bulmak zorunda bırakıldık. Bu en basiti ve en bilineni daha yüzlerce badigart aşma yolları var. Peki neden mi pozitif değil de negatif enerji?
Cumartesi günü akşam arkadaşlarınızla çıktınız bir bara gittiniz, eğlenmeye arabayla gittiyseniz yandınız. Park edecek yer bulamazsınız. Diyelim ki gittiğiniz barın otopark’ı var. Gene sorun tam olarak çözülmüş değil. Devam edelim geldiniz kapıya kapıda sanki her geleni dövmeye hazır gibi duran bir badigart siz müşterisiniz içiniz rahat, yanaşıyorsunuz. Badigart "kimlik" diyor. Sakal traşı olmuştunuz evet, ama yinede18 yaşından küçük göstermenize imkân yok, yok ama yinede kimlik sorulur. "Olur o kadar" deyip kimliği gösteriyorsunuz. Barın damlı damsız prosedürü varsa ve siz erkek erkeğe geldiyseniz. Bu size ikinci şok, "yok artık parasıyla değil mi?" de diyemezsiniz. Kurallar kesin ve katidir. Geri dönmek en akıllıca olanı olsa da, barın kapısında bekleyip yalnız gelen bayanlara içeri birlikte girmeyi teklif etmekte bir alternatif olup çıkmıştır. Engelleri aşacağız bu gece eğleneceğiz dediniz ve bu alternatifi değerlendirip beklediniz. Yalnız gelen birkaç bayana yüzünüzü kızartıp teklifinizi yaptınız. Kabul de edildi, içeri girdiniz. O saatten sonra erkek erkeğe eğlenmeyi unutun içerde her telden çalıp hoşunuza giden bir bayanla kesişmeyi de çünkü içeri beraber girdiğiz bayanlarla onlar istemiyorsa başka eğlenmeye mecbursunuz. "Bu o kadar da kötü bir şey değil" diyenler olabilir hadi devam edelim. Sizin hangi tarz müzik ten hoşlandığınız önemli değil. Dj ne çalıyorsa onu dinleyip, onunla dans edip, onun la kurtlarınızı dökmek zorundasınız. Dj'in insafiyetine kalmış durumdasınız. Çünkü istek de yapamazsınız. Eğlence uzadı dans da ediyorsunuz, azınız kurudu bir şeyler içeceksiniz. Bar da bira içilir dediniz bir bira istediniz. Bira önünüze geldi fiyatını sordunuz fiyat biranın dışarıda ki satış fiyatının iki yerine göre üç katı birayı söylediniz önünüze geldi yanınızda bayanlarda var ben almıyorum diyemezsiniz. Parasını verip birayı alacaksınız. Artık o kadar para verip de ağız tadıyla o birayı içebilir misiniz bilemiyorum. Artık bu kadar yeter, azınız tekrar kurumaya başladı ikinci bir bira faciası yaşamamak için geceyi bitirmeye karar verdiniz ve otoparka arabanızın yanına doğru yola koyuldunuz. Tam yolda arkadaşlarınızla "her şeye rağmen iyi eğlendik" diyordunuz ki. Otopark görevlisi size otopark fişini uzatıyor, fişe bakıyorsunuz. Fişte yazan fiyat gecenin finali oluyor.
Hemen hedef kitle olayına geri dönelim; eğlence sektörünün kurallarına göre eğlenebilme imkanına sahip kişiler, bol parası ve yanında bayan arkadaşı olanlar yada ensesi kalın dayısı olanlar. Peki bunun dışında kalanlar; paramız var ama çok değil. Kız arkadaşımız yok! hoşlanabileceğimiz birine rastlarız umuduyla eğlenmeye gelenler. Peki onlara ne olacak? Kurallar bu kadar katı ve sert olduğu sürece onlar evde "kurtlar vadisi, beyaz gelincik" izleyip yalnız kalmaya mahkûm kalacaklar.
Umarım magazin programlarında Türkiye’nin en iyi, en başarılı gece kulübü işletmecileri diye itham edilen kişiler bu işe de bir çare bulurlarda artık her şey olması gerektiği gibi olur çünkü biz artık eğlenemediği için "kurtlar vadisi" izlemek zorunda kalıpta sokaklarda Polat ve Memati gibi dolaşan gençler görmek istemiyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder