9 Temmuz 2012 Pazartesi

Cesur ol! (lütfen)

Cesur ol!

Tahmin edilebilir olasılıkların çokluğunun, karar vermeyi zorlaştırdığı bir seçimin sonucu musun ben-sen?Henüz seçimini yapmamış 28 yaşında bir çocuğun hayal ürünümü yoksa?

Daha cesur ol!

Kriminal bir durum olabilir mi varlığımızın nedeni? Sümen altı edilmek istenen bir suçun, Delil torbasında toprağa verilen kanıtları mıyız acaba?

Daha da cesur ol!

Hissediyor-musun içindeki O'nu. Ne diyor sana? "Ben varsam sen nasıl yok olursun mu?" Yoksa "Ben yoksam sen nasıl var olursun mu?"

22 Nisan 2012 Pazar

Kurtlar

Trigonometri biliyor olabilir mi bu kurtlar?
Yalvardım Rabbime beni kurtar.
O başka hikaye.
Bir adım öteme "hıyar" attı kargalar.
Cebe düşmüyor hala "ilahi mesajlar"
Modern lakırdıyım yine "anlamazsalar"
İnana-biliyor-musun diktatörlükle yönetiliyor hala "karıncalar"
Bu o hikaye.
"karnımız aç" diye mi uluyor rab'lerine bu kurtlar?

20 Ocak 2012 Cuma

Rahvan

Ben anladıklarımın mahkumuyum
Söylermisin anlattıklarına nasıl inanayım
Aklım bana uyar, elaleme gıcıktır.
Ölmek ile gebermek çok mu farklıdır?
Kanın tadı her damakta aynıdır.
Mantıklı nedeni olmayanın
Yaşamı saçmalıktır.
Ki bence en büyük kanıtıyımdır
Saçmalamak sanattır.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Teatral

Beni tanımlama işinde başarısız oldun.
Yanlış formüle sahipsin, beni kimden çıkardın.
Oysa tadıma da bakmıştın.
Eksik mi idi tuzum, biberim?
Görmüyormusun, uçuyorum kanatsız.
1 ocak'da alkolle temizlenmiş sicilim.
Teatral bir ses tonuyla konuşsam
Uzaktan kulağa hoş gelir sesim.
Uğradığın ilk istasyonda rafa bak.
Eti'nin "cin"i değilsem.
Kesin Ülker'in "albeni"siyim.

17 Kasım 2011 Perşembe

Sorma!

Sorma! İçimde gereksiz bir öfke nöbeti
Sürekli etraflıca düşündürüyor beni
Acaba hangi kelime kusturur kinimi
Deneme bir iki.
Böyle işin gelmişini, geçmişini...
Bitmiyor saçmalama hevesi
Kul doğmuş aciz bedeni
Bi'şekil... Bi'hareket... Kral yapma hevesi
"Fiili taarruz emri" verilmeli.
Anlıyorsan beni...
Gel! Senide bırakayım gideceğin yere kadar hadi
Gönül! Zaten güzergahsız dolmuş seferi

8 Kasım 2011 Salı

Herakles

Toprağı bol olsun, kafama düşüyorsa saksı.
Acı olsun fren, yerler ıslak ben sırılsıklamsam
Gündüz karşılaşalım lütfen, geceler bende astigmat
Sen bekarsan, "ata sözlü" olsun banane.
2kere2, 4 etsin 5 etsin
Damlayan paraysa gölü geçelim okyanus olsun
Elma deyince çıkacaksa, saman saklansın.
Da'vinci oluyorum, saçmalamak sanat olunca
Kanser olabiliyorum, hafif grip olunca.
"Buradaki adam nereye gitti." diye soruyorum?
Adam yerine koyulunca.
Görüyorsun işte, her boku da biliyorum.
28 yıl bir fiil sıçtıktan sonra.

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Böylede Olabilirdi Hikayeleri 1

Polisler; mağazada denediğim 106'ıncı gömlekten sonra ancak gelebilmiştiler. kısa boylu göbekli olan "sen"dedi. "biraz gelsene bizimle." "hangi sebeple"dedim. uzun boylu göbekli olanı kolumdan tutup kısaca "uzatma"dedi. "hangi sebeple çokta uzun bir cümle sayılmaz ama uzatma diyerek bu cümleyi kurmama neden oldun ve evet bu uzun bir cümle oldu. Aslında cümle olduğundan bile okadar emin değilim" deyip kolumu tutan elini çekmesini rica ettim.

Kısa boylu göbekli olan " çattık amına koyim" dedi. uzun boylu göbekli olan "aynen amına koyim" dedi. ritüeli bozmamaları ne kadar acı verici bir durumdu anlatamam.

"haklarımı bildiğim ve işinizi zorlaştırdığım için üzgünüm ama beni götürmek için elinizde geçerli bir nedeniniz yok" dedim.

kısa boylu göbekli, "hakkında şikayet var" dedi. "öylemi" dedim "ne şikayeti?"

İyiden iyiye sinirlenen uzun boylu göbekli lafa girip, "kardeşim saatlerdir burada gömlek deneyip duruyormuşsun, hiç birini almamışsın, şüpeli hareketlerin yüzünden insanlar tedirgin olmuş." istemsiz olarak güldüm, aslında burada gülmeyi hiçte planlamamıştım. Ama tutamadım kendimi, kendine polis diyen bu zırtapozun ağzından çıkanı kulağı kesinlikle duymuyordu. Anlamasını sağlamak istedim.

"Yani siz şimdi beni, bir mağazada üzerime uygun gömlek aramakla mı suçluyorsunuz?

Kısa boylu göbekli, "2.5 saattir üzerine uygun bir gömlek bulamadığını mı söylüyorsun?" dedi.

"Çok ilginç değil mi? Fakat aynen öyle bulamadım. Ama size daha ilginç birşey söylemek istiyorum. 2.5 saattir buradayım ve bir tane mağaza çalışanı bile yanıma gelip, "nasıl yardımcı olabilirim?" diye sormadı. Bunun yerine 2.5 saat bekleyip beni, ne yapıyor? acaba birşey çalacak mı? hırsız mı? bakışları ile süzdükten sonra nihayetinde hiç birşey yapmamış olmama rağmen, beni size ihbar ederek kendilerince ulvi bir iş yaptıklarını sanıyorlar." dedim.

O ana kadar orada durduğunu bile fark etmediğim mağaza çalışanı lafa atlayıp polislere, "sizi ben aramadım" dedi.

kısa boylu göbekli polis, "kim aradı?" diye sordu. Mağaza çalışanı kasa bölümünde bizi izleyen mağaza müdürüne kısa bir bakış atıp, soruyu benim açımdan cevaplamıştı. Uzun boylu göbekli için aynı durum geçerli değildi sanırım. Çünkü "kim?" diye gürledi.

Soru bir öncekine göre daha kısa olmasına rağmen, anlaşılan daha açık ve net bir soruydu.. ve kesinlikle cevap bekleniyordu.

Mağaza çalışanı, kısa bir eee lemeden sonra "mağaza müdürümüz" diye bildi.

kısa boylu göbekli, uzun boylu göbekliye eliyle sakin olmasını işaret ettikten sonra, mağaza çalışanına dönüp "çağır" dedi. Nasıl soru sorulması gerektiğini hızlı öğrenmişti, kısa, açık ve net..

Mağaza müdürünü beklerken ikiside dönüp bana baktı. Bende onlara gülümsedim.

Uzun boylu göbekli eğer bir trafik polisi olsaydı ve beni alkollü araba kullandığımı düşündüğü için çevirmiş olsaydı, alkolsüz olduğumu anladığında, eminim arabamın kaskosundan girip yangın tüpünden çıkardı..

Mağaza müdürü göt kadar mağazanın içinde, normalde gelmesi gereken zamandan biraz daha uzunca bir zamanda yanımıza ulaştıktan sonra... yakasında yazan "mağaza müdürü" yazısının fontunun büyüklüğünden yeterince emin olamadığını gösterircesine, "buyrun ben mağaza müdürü ersin adıgüzel" dedi.

kısa boylu göbekli "ihbarı siz mi yaptınız?" diye tekrar ve gereksiz bir soru sordu.

mağaza müdürü "evet ben yaptım" dedi.

uzun boylu göbekli dayanamayıp, "neden kardeşim adam ne suç işlediğini gördünde aradın?" diyerek, hafiften gözüme girmeye başladı.

mağaza müdürü karşılaştığı ve cevabını bilmediği bu soru karşısında affalayıp ee lemeye başladı, kendisine bakmaya devam edip bir cevap alıncaya kadarda bakmaya devam edeceğimizi anladığı anda kendini toparlayıp...

"bu beyfendi 2.5 saattir mağazada 100 küsür gömlek deneyip hiç birini almadı, bu normal birşey değil sanırım" dedi. tam kısa göbekli birşey söyleyecekti, ben lafa girip "106 gömlek" dedim. hepsi dönüp bana baktı.. uzun göbekli hafif kafasını sallayıp. az önce benden aldığı bekrauntla "hiç biriniz gelip adama yardımcı olmamışsınız ki kardeşim" dedi.. bu adamı iyice sevmeye başlamıştım.

iyiden iyiye köşeye sıkışan mağaza müdürü... eliyle anlını ovalamaya başlayınca bu işi tadında bırakmam gerektiğini anladım.

"neyse beyler sonuç olarak ortada bir yanlış anlaşılma olduğu kesin. şimdi size işinizi öğretmek gibi olmasın ama bence yapabileceğiniz çok birşey yok. ya emin olmak adına "gbt"me bakıp temiz olduğumu anladıktan sonra gideceksiniz yada hemen."dedim. daha sözler azımdan çıkarken haklı olduğumun farkına varmışlardı. uzun boylu göbekli neredeyse dinleme zahmetine bile girmeden gideceğini belli edercesine sağ yanımdaki yerini bir adımla sol yanıma kısa boylu göbeklinin yanına taşımıştı. bu bende gereksiz olduğunu düşünsemde son bir vuruş yapma isteği uyandırdı.

"yada" dedim. biraz yüksek bir sesle. "biz geldik elimiz boş gitmeyiz diyorsanız. mağaza müdürünü yanınızda götüre bilirsiniz". kısa ve uzun boylu göbekli önce dönüp bana, sonra mağaza müdürüne baktılar.. neden bahsettiğimi o'na bakarak anlayamayacaklarını anlayınca tekrar bana döndüler.. ee bende artık son vuruşumu, şah matımı yapıp bu oyunu bitire bilirdim... öylede yaptım, yüzüme zafer edalı bir gülüş yerleştirip

"bildiğim kadarı ile asılsız ihbar yapmak hala suç" dedim.

Bir mağaza çalışanı, iki polis ve bir mağaza müdürüne ders vermek 2,5 saatime mal olmuştu.. "vaktini boşa harcama" diyen annem bunu görse benimle gurur duyardı.

Huzursuz bir uykudan uyanınca; ya etrafınızdaki karanlığa yenilip, gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız. ya da sadece gözlerinizi açıp, karanlığa alışmasını beklersiniz. Zifir-i Karanlıktaysanız tercihinizi yapmışsınızdır.