Biraz daha cesaret, seri cinayetler sahibi yapardı beni,
unutmakla doldurduğum şarjörlerimi boşaltırdım üzerlerinize ve dönüp bakmazdım düştüğü yerde, bensiz yatan bedenlerinize.
Kötülük ve gamsızlıkla mayalanmış, biraz daha cesaret.
Ölü aşklar mezarlığı olur muydu o zaman içimde,
her mutluluğa imrenerek bakan gözler,
hep acıyı anlatan bu sözler benim mi olurdu.
Arkamı dönüp gidebileceğim birazcık daha cesaret,
ah birazcık daha, o zaman ben mi olurdum unutamayan, siz mi?
Huzursuz bir uykudan uyanınca; ya etrafınızdaki karanlığa yenilip, gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız. ya da sadece gözlerinizi açıp, karanlığa alışmasını beklersiniz. Zifir-i Karanlıktaysanız tercihinizi yapmışsınızdır
26 Ocak 2010 Salı
Sıkıldım
Sıkıldım bu melankolik halimden.
Hep dünde, yarını getirmeyen bu sabahlardan,
Sen nedenli yazılar yazmaktan sıkıldım.
Bu çağrılmadan gelen kelimelerimden
Her sen dediğimde,
Bir şeylere anlam kazandırma çabası içinde
Kurulan devrik cümlelerimden, sıkıldım
İçimdeki bu, belki bir gün okursun umudundan.
Benim kaderime senin yön vermenden, sıkıldım
Üstelik bunun farkında bile olmamandan.
Sıkıldım artık, ‘Aşk’a değil sana inanıyor olmaktan.
Hep dünde, yarını getirmeyen bu sabahlardan,
Sen nedenli yazılar yazmaktan sıkıldım.
Bu çağrılmadan gelen kelimelerimden
Her sen dediğimde,
Bir şeylere anlam kazandırma çabası içinde
Kurulan devrik cümlelerimden, sıkıldım
İçimdeki bu, belki bir gün okursun umudundan.
Benim kaderime senin yön vermenden, sıkıldım
Üstelik bunun farkında bile olmamandan.
Sıkıldım artık, ‘Aşk’a değil sana inanıyor olmaktan.
Yağmuru Sever Gibi
- bu şehri yağmur yağdığında çok seviyorum
- bende.
- bende mi?
- evet bende ne oldu?
- tanıdık geldi.
- tanıdık gelen ne?
- şu "bende" sözün.
- anlamıyorum?
- tarafından, yağmuru sever gibi sevildiğimi düşündüm!
- nasıl yani!
- "bu şehri yağmur yağdığında seviyorum" diyorum sende "bende" diyorsun. aynı "seni seviyorum" dediğimde "bende" dediğin gibi. sen "yağmuru seviyorum" diyorsun ama ne zaman yağsa şemsiyeni açıyorsun, güneşide seviyorsun mesela biliyorum ama ne zaman içini ısıtıcak kadar artsa gölgeye kaçıyorsun, sevdiğin şeylerin sana dokunmasına izin vermemen hiç yabancı gelmiyor bana.
Sana yağmuru yada güneşi nasıl seveceğini söyleyemem, ama beni bu şekilde sevmekten vazgeçmelisin.
- bende.
- bende mi?
- evet bende ne oldu?
- tanıdık geldi.
- tanıdık gelen ne?
- şu "bende" sözün.
- anlamıyorum?
- tarafından, yağmuru sever gibi sevildiğimi düşündüm!
- nasıl yani!
- "bu şehri yağmur yağdığında seviyorum" diyorum sende "bende" diyorsun. aynı "seni seviyorum" dediğimde "bende" dediğin gibi. sen "yağmuru seviyorum" diyorsun ama ne zaman yağsa şemsiyeni açıyorsun, güneşide seviyorsun mesela biliyorum ama ne zaman içini ısıtıcak kadar artsa gölgeye kaçıyorsun, sevdiğin şeylerin sana dokunmasına izin vermemen hiç yabancı gelmiyor bana.
Sana yağmuru yada güneşi nasıl seveceğini söyleyemem, ama beni bu şekilde sevmekten vazgeçmelisin.
Çocukluk Dönemi Sanrıları
Dedem çok severim kendisini aslında şuan severdim dememem gerekli çünki artık o yok. Ama olsun söyledikleri hala benimle.
Mesela bana "manevi sorunlar için dökülen göz yaşları sıcak, maddiyat ile ilgili sorunlarda dökülen göz yaşları soğuk akar evladım" demişti.
Küçüktüm, ne zaman ağlasam, göz yaşlarımı ellerdim özenle,
anlayamazdım tabi sıcakmı, soğukmu!
Sonra öğrendim ki, o yaşların sıcaklığı ve soğukluğu parmak ucunda değil, yanakta süzülürken belli olurmuş.
soğuk olanı ürpetir.
sıcak olanı ısıtırmış.
Mesela bana "manevi sorunlar için dökülen göz yaşları sıcak, maddiyat ile ilgili sorunlarda dökülen göz yaşları soğuk akar evladım" demişti.
Küçüktüm, ne zaman ağlasam, göz yaşlarımı ellerdim özenle,
anlayamazdım tabi sıcakmı, soğukmu!
Sonra öğrendim ki, o yaşların sıcaklığı ve soğukluğu parmak ucunda değil, yanakta süzülürken belli olurmuş.
soğuk olanı ürpetir.
sıcak olanı ısıtırmış.
Rahat Bırak
Bilmiyorum anlatsam anlarmısın.
Senin baktığın yerden bakamıyorum çünki kendime. Herşey uzak bana en çok da kendim. Ben, herşey bir insanı sevmekle başlıyora geçemiyorum bir türlü. Sevmediğim o kadar çok şey varki başta inkar etsemde kendim.
Ve kızıyorum, biraz üçkağatçılık yapıp, önce sana sonra herkese ucundan biraz da kendime. Kızıyorum çünki sevgiyi benim bildiğim gibi yaşatmadınız bana. Gelecek korkusu ile sevgi yaşamaya mecbur bırakılmak. Hayır, hayır hayatın mecburiyetlerinden sıkılmış bana bir de sevgi için mecburiyetler koşmak. Kesinlikle doru tercih değil...
"artık benim için hiç bir anlam ifade etmiyorsun" diyemem ama "artık benim için bir anlam ifade etmeni istemiyorum" diye bilirim
Bu iki kelimenin arasında küçük gibi görünen farkın bende "açılımı" o kadar büyük ki Bunu anlatmak ikimiz arasında olan herşeyi anlamak demek, ama ikimize dair herşey gibi o da büyük bir soru işareti olarak kalacak.
Şimdi sen yoksun ve ben her insan gibi alışma yetimi kullanarak yokluğuna alışıyorum. İsteyince daha kolay olmuyor bu meret, tükenmez kalemle yazdığını silgiyle silmeye çalışmak işte tam karşılığı bu...
Senin için de durum farklı değil aslında, sen sudan çıkmış bir balık gibisin öleceksin birazdan ama dışarıda yağmur yağıyor sen buna umut diyorsun ve çırpınıyorsun... Çırpınıyorsun... Olmadığını, olmayacağını anlayana kadar da çırpınacaksın belkide, Sen, koca okyanusda yaşayamadığını akvaryumda yaşamak arkadaş kalmak istiyorsun. Senin için çırpınmak büyük eziyet. Eziyetin daha büyüğünü, seni bankta oturmuş izleyen küçük çocuk yaşıyor. Ama sen kendi eziyetinin içinde bununda farkında değilsin. Üzüyorsun başta kendini, hissediyorsun başkalarını da üzdüğünü ama bilmiyorsun emin değilsin. Çünki sen görmeden inanmayı bilmiyorsun! Sen görmeyi bilmiyorsun! belkide...
Belkide ben yanılıyorum, belkide herşey çok farklı, ben de senin gibi görmek istediklerimi görüyorumdur sadece, belkide asıl engeller koyan benim aşılamayan, diyorum ya belkide...
Ama artık rahat bırakmalısın beni, bunun için önce kendini rahat bırakman gerektiğini anlamalı, bilmelisin.
Lütfen rahat bırak kendini, beni ve hayatı!
Senin baktığın yerden bakamıyorum çünki kendime. Herşey uzak bana en çok da kendim. Ben, herşey bir insanı sevmekle başlıyora geçemiyorum bir türlü. Sevmediğim o kadar çok şey varki başta inkar etsemde kendim.
Ve kızıyorum, biraz üçkağatçılık yapıp, önce sana sonra herkese ucundan biraz da kendime. Kızıyorum çünki sevgiyi benim bildiğim gibi yaşatmadınız bana. Gelecek korkusu ile sevgi yaşamaya mecbur bırakılmak. Hayır, hayır hayatın mecburiyetlerinden sıkılmış bana bir de sevgi için mecburiyetler koşmak. Kesinlikle doru tercih değil...
"artık benim için hiç bir anlam ifade etmiyorsun" diyemem ama "artık benim için bir anlam ifade etmeni istemiyorum" diye bilirim
Bu iki kelimenin arasında küçük gibi görünen farkın bende "açılımı" o kadar büyük ki Bunu anlatmak ikimiz arasında olan herşeyi anlamak demek, ama ikimize dair herşey gibi o da büyük bir soru işareti olarak kalacak.
Şimdi sen yoksun ve ben her insan gibi alışma yetimi kullanarak yokluğuna alışıyorum. İsteyince daha kolay olmuyor bu meret, tükenmez kalemle yazdığını silgiyle silmeye çalışmak işte tam karşılığı bu...
Senin için de durum farklı değil aslında, sen sudan çıkmış bir balık gibisin öleceksin birazdan ama dışarıda yağmur yağıyor sen buna umut diyorsun ve çırpınıyorsun... Çırpınıyorsun... Olmadığını, olmayacağını anlayana kadar da çırpınacaksın belkide, Sen, koca okyanusda yaşayamadığını akvaryumda yaşamak arkadaş kalmak istiyorsun. Senin için çırpınmak büyük eziyet. Eziyetin daha büyüğünü, seni bankta oturmuş izleyen küçük çocuk yaşıyor. Ama sen kendi eziyetinin içinde bununda farkında değilsin. Üzüyorsun başta kendini, hissediyorsun başkalarını da üzdüğünü ama bilmiyorsun emin değilsin. Çünki sen görmeden inanmayı bilmiyorsun! Sen görmeyi bilmiyorsun! belkide...
Belkide ben yanılıyorum, belkide herşey çok farklı, ben de senin gibi görmek istediklerimi görüyorumdur sadece, belkide asıl engeller koyan benim aşılamayan, diyorum ya belkide...
Ama artık rahat bırakmalısın beni, bunun için önce kendini rahat bırakman gerektiğini anlamalı, bilmelisin.
Lütfen rahat bırak kendini, beni ve hayatı!
Kıskanmak
biri vardır, bakkaldan sıgara alsa "ah o bakkal ben olsaydım" dersin, bakkalı kıskandığını görecek durum da değilsindir. aşk'dasındır, sence gözü en kör olanından.
o, kendisine aşık olduğunu bilmediği gibi, kıskanıldığınıda bilmiyordur.
ama...
her on saniye de bir kıskanc olcağına, bir saniye cesur olmayı denemek tek çözümdür ki, bunuda sen bilmiyorsundur.
o, kendisine aşık olduğunu bilmediği gibi, kıskanıldığınıda bilmiyordur.
ama...
her on saniye de bir kıskanc olcağına, bir saniye cesur olmayı denemek tek çözümdür ki, bunuda sen bilmiyorsundur.
Karamsar Olmamak Mı?
neden, nasıl, niçin sorularını sormadan mı? sırf karamsar olmak, doğru olmadığı için mi? karamsar olmamak.
gerçekler dostum, hep kaçtığın ama hiç uzaklaşamadığın o gerçekler varya hani!
kaçmaktan yorulup, başını ellerinin arasına aldığın da seni bulan o karamsarlıktan,
"bu yalnış iyimser olmalıyım" diyerek kurtulamazsın.
bir duygu ise karamsarlık, diğer duygularından ayırmamalısın onu
hakkını vererek yaşamalısın.
o senin içine değil, sen onun içine girmelisin adeta.
aşkın, mutluluğun dibine vurduğun gibi vurmalısın karamsarlığına
her yaşadığın duygunun sana hissetirdiği insanlığını en iyi o hissettirecek, göreceksin
bütün ideolojilerinden kurtulacak, yeni anlamlar arayacak ve bulacaksın.
karamsarlığın ile keşfettiğin insanlığını "yaşam" ile pekiştireceksin.
artık korkmayacaksın gecelerden ve karamsarlıktan.
karamsarlığın da bulacaksın öz güvenini
her yeni günde, yaşayan bir insan olduğunu göstereceksin, önce kendine ve sonra herkese.
belki yazarak, belki çizerek belki de çalarak ya da söyleyerek.
kullanamadığın karamsarlığının arkasına gizlediğin yeteneğini sen göstereceksin
bizde göreceğiz.
karamsarlığını kullanabilenleri hemen ayırt edeceksin.
gösterdiklerin için onlar sana, teşekkür edecek.
kullanamayanlar için sadece üzüleceksin.
gerçekler dostum, hep kaçtığın ama hiç uzaklaşamadığın o gerçekler varya hani!
kaçmaktan yorulup, başını ellerinin arasına aldığın da seni bulan o karamsarlıktan,
"bu yalnış iyimser olmalıyım" diyerek kurtulamazsın.
bir duygu ise karamsarlık, diğer duygularından ayırmamalısın onu
hakkını vererek yaşamalısın.
o senin içine değil, sen onun içine girmelisin adeta.
aşkın, mutluluğun dibine vurduğun gibi vurmalısın karamsarlığına
her yaşadığın duygunun sana hissetirdiği insanlığını en iyi o hissettirecek, göreceksin
bütün ideolojilerinden kurtulacak, yeni anlamlar arayacak ve bulacaksın.
karamsarlığın ile keşfettiğin insanlığını "yaşam" ile pekiştireceksin.
artık korkmayacaksın gecelerden ve karamsarlıktan.
karamsarlığın da bulacaksın öz güvenini
her yeni günde, yaşayan bir insan olduğunu göstereceksin, önce kendine ve sonra herkese.
belki yazarak, belki çizerek belki de çalarak ya da söyleyerek.
kullanamadığın karamsarlığının arkasına gizlediğin yeteneğini sen göstereceksin
bizde göreceğiz.
karamsarlığını kullanabilenleri hemen ayırt edeceksin.
gösterdiklerin için onlar sana, teşekkür edecek.
kullanamayanlar için sadece üzüleceksin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Huzursuz bir uykudan uyanınca; ya etrafınızdaki karanlığa yenilip, gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız. ya da sadece gözlerinizi açıp, karanlığa alışmasını beklersiniz. Zifir-i Karanlıktaysanız tercihinizi yapmışsınızdır.